top of page

La Loba - Kemik Toplayan Kadın

  • 24 Tem
  • 2 dakikada okunur

Clarissa Pinkola Estés'in başyapıtı Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabındaki en çarpıcı ve dönüştürücü hikayelerden biri "La Loba" yani Kemik Toplayan Kadın'dır. Bu hikâye saf bir psikolojik bütünleşme (bireyleşme) sürecinin metaforudur. Hikâyenin masalsı ve şiirsel dilinin altını kazıdığımızda, karşımıza insanın kendi ruhuyla yeniden bağ kurma çabası çıkar.



Çölde kaybolmuş kurt kemiklerini tek tek arayan, onları bir araya getiren ve bütünleşmiş iskeletin üzerine kendi ruhunun şarkısını söyleyerek ona yeniden can veren o gizemli kadını anlatır.

Hikaye parçalarımızı geri kazanmakla alakalıdır. La Loba'nın topladığı kemikler; yıllar içinde unuttuğumuz, bastırdığımız, kırılan veya başkaları tarafından görmezden gelinen o saf parçalarımızı temsil eder. Ruhumuzun yok edilemez olduğunu, sadece o parçaları sabırla yeniden toplamamız gerektiğini gösterir.

Bu hikaye ile sesin ve nefesin gücünü tanırız. Kemiklere can veren şey La Loba'nın söylediği şarkıdır. Bu, kendi sesimizi bulmanın, gerçeğimizi ifade etmenin ve kendi nefesimizle kendimizi iyileştirme gücümüzün metaforudur.


Bu hikaye bizi derin bir özgürleşme ile buluşturur. Hayata dönen kurt ufka doğru koşarken aniden gülen, özgür bir kadına dönüşür. Kendi vahşi ve otantik doğamızı kucakladığımızda, içimizdeki o dizginlenemez neşe ve yaratıcılık da uyanır.

Kendi gerçeğimizin şarkısını söylediğimizde, ölü sandığımız veya kuruduğunu düşündüğümüz her şey yeniden yeşerir. 🌿


Estés'in anlattığı bu hikayedeki her sembolün çok net bir karşılığı vardır:

Çöl: Toplumun, beklentilerin, stresin veya yaşanan travmaların bizi kuruttuğu, yaratıcılığımızı çaldığı o çorak zihinsel alanı temsil eder.

Kemikler: Ruhun yok edilemez, en saf ve en temel çekirdeğidir. Hayatın zorlukları, yorgunluklar ve tavizler yüzeydeki "etimizi" (günlük kimliklerimizi) sıyırıp atabilir ama kemikler her zaman oradadır. Ruhun özü asla yok olmaz.

Kemikleri Toplamak: Bu, kendi içimize dönüp bakma cesaretidir. Reddedilmiş, "uygunsuz" bulunup bastırılmış, zamanla unutulmuş veya başkaları için feda edilmiş o parçalarımızı; yani öfkemizi, sınırlarımızı, yaratıcılığımızı veya neşemizi çölde tek tek arayıp bulmaktır.

La Loba bu parçaları sadece bulmakla kalmaz, onları doğru sıraya dizerek hizalar, ruhun iskeletini aslına uygun şekilde birleştirir.


İskelet tamamlandığında ona can veren şey, kadının ruhunun derinliklerinden gelen şarkısıdır. Bu şarkı yaşam enerjisidir, nefestir. Kendi gerçeğimizi ifade ettiğimizde, o ölü sandığımız, kuruduğunu düşündüğümüz parçalarımıza yeniden nefes üflemiş oluruz.


Bana kalırsa La Loba, dışarıda kaybettiğimiz bir şeyi aramakla değil; içeride dağılmış, kırılmış veya uyuşmuş olan potansiyelimizi geri çağırmakla ilgilidir. İnsanın kendi gerçek, ehlileştirilmemiş ve güçlü doğasına yeniden uyanışıdır.


 
 
 

Yorumlar


© Sunflover Yoga by Bengisu Güldiken.

bottom of page