YOGA NEDİR?
Yoga nedir sorusunun yoga eğitmenlerini tek bir noktada birleştiren tek bir cevabı yok. Yoga kelime anlamı olarak yog ve yuj kökünün birleşmek, bir olmak, bağlantıda olmak gibi anlamları çağrıştırır. Yoganın hem bir yöntem olarak hem de bir yaşam şekli olarak neyi ifade ettiği konusunda farklı yorumlar var çünkü her derin bir felsefeye bağlı olan her sistem, farklı beyinlerce farklı algılarca farklı yorumlanır. O yüzden yoga şudur demek yogayı kısıtlar, her yogi ve yogini kendi deneyiminden ve süzgecinden bir yoga tanımlaması yapar.
Kısaca tanımlamak gerekirse şunu diyebiliriz ki yoga bir pratik, bir yol, bir yaşam tarzı hem bir uygulama hem de bir hal. Yoganın doğduğu topraklar Hindistan toprakları ve yoga için orada ortaya çıkmış olan çeşitli felsefe okullarından etkilenmiş bir yol diyebiliriz. Yoga bundan 1500 yıl önce başka bir şeydi, bundan 500 yıl önce de başkaydı. Günün koşullarına göre değişiklik gösterdi. Yoganın ilk zamanlarında asanalar yani yoga pozları çok kısıtlıydı ve pratik edilen yoga, meditasyondu. Günümüzde uyguladığımız yoga pozlarının amacı sanıldığı gibi akrobatik görünmek, ellerinin üzerinde ters durmak veya bacakları tam açmak değil zihnimizi meditasyona ve farkındalığa, bedenimizi ise bize uygun olacak meditasyon oturuşuna hazırlamak için yapılır.
Yoga son yüzyılda ise dönüşmediği kadar dönüştü. Doğu topraklarında ortaya çıkıp Batı topraklarına geldiğinde ise başka bir yoga oldu. Ve şimdi yoga dediğimiz zaman aklımızda çeşit çeşit yoga okulu, yoga uzmanı, farklı ekollerin farklı savları geliyor. Burada bütün bu ayrımın içinde bir olan ne olabilir? Hatha Yoga okullarına baktığımız zaman Ashtanga okulunu, Iyengar okulunu, Shivananda’yı; hareket içeren okulların içerisinde Vinyasa’yı görüyoruz. Asana yani bedensel birtakım şekillere biçimlere girmek ve pozları yapmak, pozların süreleri değişse de aslında tüm Hatha Yoga okullarında var. Hatha Yoga’nın içindeki o koskoca yelpazeden çıkarsak orada Kundalini Yoga’yı da apayrı bir yoga olarak da görebiliriz. Enerji bedene, nefese daha yoğun önem veren çok daha farklı bir okul.
Hatha Yoga’nın için de Yin Yoga da bulunur. Bu yoga çeşidinde bir pozun içerisinde 2-10 dakika kadar kalınır. Vinyasa’da ise pozların içersinde neredeyse hiç durulmaz, nefes alırken poza girilir nefes verirken pozdan çıkılır, 2 saniye boyunca hızlı bir akış eşliğinde yapılır.
Peki bütün bu okulların öğrettiği bütün bu sistemler birbirinden neden bu kadar farklıdır? Çünkü onları öğreten, onları ortaya çıkaran uzmanlar, bütün bunların kökünü oluşturan hocalar beden tipi olarak birbirinden farklıdır. Bu kişilerin beden oranları, anatomileri, yogadan aldıkları hayır farklı. Bir hoca 13 yaşında yogayla tanışmış olabilir, diğeri 43; biri yogayı esnemek güçlenmek için kullanmış olabilir, diğeri enerjisini yükseltmek için, bir başkası ise bedeninde yavaş yavaş zorlanmaya başlayan eklemlerine sağlık getirmek için kullanmış olabilir. Her amaç farklı tezahür eder. Yoga bu açıdan geniş bir yelpazedir ve içinden kendi ihtiyaçlarımıza yönelik olarak odaklanmış herhangi bir okulu, ekolü, birden çok uzmanı seçip o alandan fayda alabiliriz.
Sırtınız ağrıyorsa da yoga yapabilirsiniz. Zihniniz karışıksa da yoga yapabilirsiniz. Stres yönetimi için de yoga yapabilirsiniz. Yoga birini diğerinden ayırmayan, diğeri daha esnek diye onu kutlamayan, esnek olmayanı ayrı görmeyen, her nasılsan öyle kabul gördüğün bir pratiktir. Yoga herkesi, her yaşı ve cinsiyeti kapsar.
Yogayı katı bedenimizi biraz olsun esnetebilmek, ilişkilerimizi dönüştürmek, iyi bir uyku uyumak için yapabiliriz. Kadınlar menstrüasyon döngülerinin düzene girmesi için yoga yapabilir. Fiziksel ve zihinsel olarak yoga yapabiliriz. Çünkü yoga bütünsel olarak bedeni dengeler.
Yoga bedensel hareketin içine duyusal farkındalığı getirir. Duyusal farkındalık temas ettiğimiz noktaları yakinen takip etmeyi ve bedenimizde bir pozdan diğerine geçerken neler değiştiğini gözlemlemeyi içerir. Yani aslında yoga bir çeşit içsel çalışmaya dönüşür. Bedenimde şu anda ne olmakta? Bedenim bu poza ne cevap veriyor? Bu hareketi kendim için daha konforlu hale getirmek için nefesimi nasıl kullanabilirim?
Yoga bir çeşit beden ve yaşam keşfidir.
Yogaya insanları bağlayan kriterlerden biri de ilk yoga uygulamalarından hemen sonra yoganın son 10 dakikasında deneyimledikleri shavasana kısmıdır. Bu kısımda derin dinlenmeye geçilir. Yoga sırasınca yapılan bütün hareketlerin, nefes egzersizlerinin içinden geçtikten sonra çok derin uzun bir dinlenmeye geçilir. Sinir sistemi bu esnada bütün bu değişimlerin etrafında gezindikten sonra yatışıp bunları içselleştirir.
Yoganın içinde yaptığımız hareketlerden, seçtiğimiz teknikten, ne sıklıkla yaptığımızdan daha elzem olan hangi tavırla yoga yaptığımızdır. Yani günlük hayattaki düşünce alışkanlıklarımız, kök inançlarımız, hırslı tavrımız, kıyaslama alışkanlıklarımız…bütün bunları yogaya getirip yogayı bunların içinde yaşamaya devam edersek yoga neye dönüşür.
Yoganın 8 basamağı vardır. Bu basamaklardan Patanjali’nin Yoga Sutraları’nda bahsedilir. Bu 8 basamaktan ilk ikisi yama ve niyamalardır. Bunlar bizim içsel ve dışsal tavırlarımızdır. Yoganın kendimizle ve çevremizdekilerle olan ilişkimize ışık tutar. Yogayı sadece bir seri hareket bütünü, daha esnek bir beden, daha güçlü bir sırt ya da birbiriyle uyumlu yoga kıyafetleri olarak düşünürsek yanılırız. Uyumlu yoga kıyafetleri giymekten, güçlü bir pratik sonrasında terleyen bedenimizden, güçlenen kaslarımızdan, esneyen bacak kaslarımızdan dolayı keyif hissedebiliriz ama bütün bunların ötesinde yoganın hediyelerini de alabiliriz. O yüzden yogaya daha açık bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekir. Çoğu zaman pratiğine sırt ağrılarına şifa bulmak için başlayan kişi başka duygusal hediyeler bulabilir, bazen duygusal bocalamalarla başlayan kişi düzenli pratikle postüründe bir değişiklik yaşayabilir. Dolayısıyla hangi amaçla başlayıp hangi sonuçlarla çıktığımız birbirini tutmayabilir. Aslında burada belirtilmek istenen şudur ki yogada sonuç değil süreç odaklı olmak önemlidir, beklentisiz, açık; beklenti olsa da biraz açıklık arayışı ile pratik yapabilmek mümkün olabilir mi?
Yogada kati olan mutlak olan hiçbir şey yoktur. Hiçbir şeyi yapmak, değiştirmek zorunda değiliz. İnançlarımız, yeme içme şeklimiz, uyku saatimiz değişmek zorunda değil. Yoga dıştan içe, zihnin bedenin üzerinde tahakküm kurduğu bir yapı değildir, eğer öyle olursa kurallar, baskılar ve kendi duygularımızı bastırma ile karşı karşıya kalabiliriz. Yoga içten dışa bir keşif olsaydı nasıl olurdu?
Yoga ile tanışan her insan duyusal farkındalığı arttıkça günden güne bedenine, bilincine, kalbine iyi gelmeyen etkenlerden yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar. Bunun için bir zorlamaya gerek yoktur. Bedenimizi dinlemek için kalbimizi açmak yeterlidir. Yoganın iyi hissettirmesinin sebebi budur, iyi gelmeyeni bırakmak ve iyi geleni araştırmak.
GODFREY DEVEREOUX’A GÖRE YOGA TANIMI
Hatha Yoga fiziksel olarak fit olmak için bir sistem veya bir din değil, bir kült değil, New Age değil. Herhangi bir inanç gerektirmiyor; körü körüne bir şeyi dayatmıyor. İtiraflara, diz çökmeye, günah çıkarmaya gerek yok. Belirli değer sistemi olan bir hayat tarzı değil. Tütsü yakıp garip kıyafetler giymeye gerek yok. Eti, sigarayı, alkolü, seksi ya da parayı reddetmeye gerek yok. Hatha Yoga, spiritüel bir uygulamadır. Yani olanları açıklığa kavuşturan ve bütün içinde uyum ile gerçekleşmeyi sağlayan bir uygulama. Bu şekilde Hatha Yoga hem bir bilim hem de sanat. Tarafsızlık, tutku ve aydınlanma, uyum, güzellik ve ilham ile Hatha Yoga uygulanır. Hatha Yoga, pratik olarak yoga, insan potansiyelinin ortaya çıkmasını sağlar. Bu demektir ki bedenin ve zihnin bütün gücü elde edilir. Uygulamada derinleştikçe bu potansiyel kendini daha da ortaya çıkarır. Ancak ilk andan itibaren rahatlama, sakinleşme, harekette özgürlük, dengede ve konsantrasyonda artış, ayık olabilme, kendine güven, odaklanma ve tatmin hissedilir. Bunlar tek bir dersten sonra da hissedilir. İşte bu şekilde hemen hissedilen etkileri sayesinde derse devam etme isteği uyanır. Hatha Yoga’da uygulanan pozlar, kısıtlayıcı beden ve zihin alışkanlıklarımızı bırakmamızı sağlar. Yoga eski ve sınırlayıcı huylarımızı terk etmemizi ister. Tanıdık ve bilinenlerden bizi özgür kılar. Bilinmeyen ve yabancı olanla rahat ve emniyetli hissetmemizi sağlar. Sınırlayıcı alışkanlıklarımızın altında yatanları ortaya çıkarır. Derinlerde uyuyan potansiyelin yüzeye çıkmasını sağlar. Bu potansiyeli ortaya çıkarmak, bir yapı kurmak gibi değil. Bir şeyi sökmek gibi de değil. Potansiyel, araştırma ve kabullenmenin sonucunda varlığımızda spontane olarak değişimlerin gerçekleşmesidir. Artık yüzeysel, geçici, kopuk, anlık durumlarla, anlık duygularla, hislerle, düşüncelerle, anlık ülkü ve inançlarla özgürleşmeyiz. Bütünün bilincini kaybetmeden bunların sadece geçici olarak yer almasına izin verilir.
Yoganın anlamı bütünlüktür. Bütünlük, farklı taraflarımızın bir araya gelmesidir. Bir araya gelme ile ayrı her parça güçlenir. Bütünleşme farklı seviyelerde gerçekleşir: hareket ve nefesin bütünlüğü, kas ve kasın bütünlüğü, kemik ve kemik, anatomik ve fizyolojik beden, dış ve merkezi sinir sistemi, zihin ve beden, düşünce ve davranış, istek ve niyet. İşte yoganın amacı ve fonksiyonu; kendimizi bütün olarak bize sunmaktır. Daha esnek, daha güçlü, daha dengeli olmak ya da başka bir dış fayda için değil. Bunlar yoganın tesadüfi yan etkileri. Ancak bunlara fazla odaklanırsak, konuyu kaçırmış oluruz. Zihinde böyle dar bir hedef olursa, zihin stabil ve rahat olamaz ve bütünlük gerçekleşemez. Hırs zihni rahatsız eden bir gerginlik yaratır. Bütünlük için açık, tahammül eden ve farklı taraflarımızı tolere eden bir zihin gerekir. Bu taraflar, bütün içerisinde görülmediği zaman çelişkili gözükebilir.
Erich Schiffmann, Moving into Stillness kitabında yoga hakkında şöyle der:
“Yoga, kendi gerçeğinizi deneyimlemek üzere dinginliğe geçiş şeklidir. Aynı zamanda, eylem halindeyken tamamen merkezlenmiş olmayı, her zaman olanları en berrak şekilde görecek perspektife sahip olup en uygun biçimde karşılık vermeyi öğrenmenin bir yoludur. Yoga bunu yapmanın tek yolu değil kesinlikle, ama mükemmel bir yol. Yoga, gündelik hayatınızı o yeni farkındalık ile yaşayabilmeniz için gerçek doğanızı açığa çıkarmaya ve keşfetmeye yardımcı olmak üzere tasarlanmış kadim bir süreçtir. Dinginliğin derinlerine indiğinizde, hayatınızda incelikli ve güçlü değişimler ortaya çıkacaktır. Bunlar hem çok engin olarak hem de siz bunlara kucak açmış olacaksınız. İçinizdeki yaratıcı Tanrı gücü ile ve merkezdeki enerjinizle tanışacaksınız. Dünya daha güzel gözükecek çünkü artık onu kendi koşullanmanız tarafından çarpıtılmadan, aslında olduğu gibi görmeye başlayacaksınız. Gözle görülür bir neden olmaksızın, farklı ve mutlu hissetmeye başlayacaksınız. Sanki çok önemli bir değişim geçirmiş, yeniden doğmuş, yepyeni bir insan olmuşsunuz gibi gelecek ama aynı zamanda daha önce hissetmediğiniz kadar da kendiniz gibi hissedeceksiniz.”
Bengü Gülderen’in kaleme aldığı YOGA YAPAN VE YAPMAYAN KİŞİLERDE BİLİNÇLİ FARKINDALIK, ÖZ-ANLAYIŞ, DEPRESYON, ANKSİYETE VE STRES DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ çalışmasında yoganın iyilik halimiz için katkıları hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmaya göre:
Yoga yapan kişilerin meditasyon sırasında beyinde nasıl etki ettiğinin araştırıldığı elektroensefalografi (EEG) sonuçlarına göre, dikkat ve konsantrasyon (meditasyon) anında beyinde frontal lob da görüntülenerek hem delta hem de alfa aktiviteler ağırlıklı olarak derin bir gevşemenin stresi azalttığı bilimsel bir çalışmayla ortaya koyulmuştur.
Yoga yapan 26 hasta (21 kadın), MBCT'de (24 kadın), CBT'de 27 hasta analiz edilmiştir. Tükenmişlik yaşayan yoga yapan bireylerde duygusal refah, fiziksel refah, bilişsel olarak işlevleri yüksek uyku ölçekleri düşüş gösterdiği belirtilmiştir. Yoga’nın MBCT ve CBT'de hem tedavi hem de önleme aracı olarak kullanılmasında olumlu olduğu belirtilmiştir (Grensman vd., 2018).
Hindistan’da yapılan bir çalışmada depresyon tanısı alan 137 hasta 3 gruba ayrılmıştır. Birinci grup sadece yoga yapmış ikinci grup antideprasan ilaç almıştır. Üçüncü grup hem yoga yapmış hem de ilaç kullanmıştır. Hastalar karşılaştırıldığında üç grupta depresyon puanlarında azalma görülmüştür. Ancak sadece yoga yapan birinci grup ilaç kullanan gruptan önemli ölçüde daha iyi olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmayla depresyon hastalarına alternatif olarak yoga yapmanın tedavide etkili olacağı tespit edilmiştir (Gangadhar, Naveen, Rao, Thirthalli ve Varambally, 2013).
Karabulut ve Altun’un (2018) başka bir çalışmada yoga yapan ve yapmayan 632 kadının sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki farklılıkları incelenmiştir. Yoga yapan grubun sağlıklı yaşam biçimi davranışları düzeyinde pozitif etki ettiği saptanmıştır.
Gürsoy (2019) yoga yapan 20 katılımcıdan oluşan tüketim toplumu var olma mücadelesinde baş etme yöntemleri açısından yoga yapmayı sosyolojik boyutunda incelemiştir. Katılımcılarının çoğunun beklentileri arasında manevi ve psikolojik nedenden dolayı yoga yaptıkları ortaya çıkmıştır. Uykusuzluk, depresyon psikolojik sıkıntılar, kaygılar gibi konularda rahatlamak ve zihni sakinleştirmek için yogayı tercih ettikleri belirtilmiştir.
Güvenkaya (2019) Türkiye’de düzenli yoga yapan 40 kişi ve yoga yapmayan 60 kişiyi algılanan stres ve yaşam doyumu açısından karşılaştırmıştır. Yoga 26 yapanların yapmayanlara göre yaşam doyumu anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
Fonksiyonel Tıp Hekimi Dr. Filiz Gökaslan ‘Depresyon tedavisinde yoga reçete etmek, antidepresan tedavisinden daha bilimsel bir yaklaşımdır’ diyor.
Gökaslan:
‘Vücudunuzdaki istenmeyen yağlardan kurtulmak demek illaki kardiyo yapmak gerek anlamına gelmez, yoga da yardımcı olur. Haftada 3 kez 1 saat yoga yapan bireylerin karın çevresindeki yağlarında azalma, yağ yakan hormon olan adiponektin seviyelerinde ise düzelme ve iyileşme olduğu görülmüştür. Yoga ve meditasyon; beyinde BDNF’yi artırır, PREFRONTAL KORTEKS’i güçlendirir. Prefrontal korteks yürüme merkezimizdir; Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF) ise merkezi ve çevresel sinir sisteminde nöronların yaşamasında, büyümesinde ve fonksiyonlarında görev alır, beyin ve beyin hücrelerinin büyüme hormonudur. Kundalini Yoga, efsane kereviz sapı suyundan daha tkin bir detoks yöntemidir. Yoga, bağırsaklarınızı iyileştirmeye yardımcı olmak ve sinir sisteminizi ‘dengelemek’ ve vücudunuzun endokrinolojisini ‘resetlemek’ için yapabileceğiniz en temel ve en sade unsurdur. Kadınların 50’li yaşlara doğru bel ve göbek çevresinin yağlanmaya başlamasının kaçınılmaz olduğu fikri tamamen yanlıştır; kuvvet antrenmanı ve yoga, obezite ve açlık ile ilgili olan FTO Geni’ni kapatarak size geleceğe yönelik gerekli desteği sağlayacaktır. Haftada sadece 1 saat dahi uygulanan yoga, mindfulness ve qigong pratiklerinin, gen ifadesini oldukça olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Düzenli yoga yapmanın, kanseri atlatan bireylerdeki kronik yorgunluğu ve inflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu, mindfulness meditasyonunun ise sadece 5 günlük uygulamada dahi kortizol seviyelerini düzenleyebileceği görülmüştür. Power Yoga’nın tempolu yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme gibi kalp atış hızınızı artıran egzersizlerle benzer faydalar sağladığı görülmüştür. Fertiliteye (Rahim ve yumurtalarda dolaşımın iyileşmesi, pelvik ve kalça bölgesinde esnekliğin artırılması, vücut ve zihindeki gerilimin azaltılması) katkı sağlayan 3 basit ve temel yoga pozu vardır. Bunlar: Paschinottanasana, Baddha Konasana, Vipariti Karani.
Gökaslan’ın önerisi ise şöyle: Depresyon için:
Haftada 3 gün 90 dakika: 70 dakika Asana, 20 dakika Nefes Egzersizi
Kalan 4 gün 30 dakika: 15 dakika Asana, 15 dakika Nefes Egzersizi
YOGA YAPTIKTAN SONRA NEDEN İYİ HİSSEDERİZ?
Bir yoga dersinin bu kadar iyi hissettirmesinin sebebi nefese alan açmaktır. Vücudumuz, göğüs-karın-pelvis gibi nefes alma boşluklarından meydana gelen büyük bir nefes alma boşluğudur. Nefesin bu bölgelerin birinde ya da birkaçında kısıtlanması, yetersiz ve dengesiz bir solunuma sebep olur. Solunumdaki yetersizlik veya doğru nefes alamamak kandaki oksijen ve karbondioksit seviyesini etkiler ve bu etkilenme sonucunda stres seviyesinde artış gözlemlenir (David Cornwell). Doğru nefes pratikleri ve yoga pozları içerisinde doğal akışta rahat olan nefes sayesinde bu boşluklar bize kendimizi iyi hissettirir. Yogada nefesin alan bulması bütün sistemlerimize iyi gelir.
Fasya dokusu bizi bir örümcek ağı gibi sarar ve bedenimizde olmadığı yer yoktur. Fasya bizim yumuşak iskeletimizdir. Yoga yaparken kemiklerimizi, kaslarımızı hareket ettirmemizi yanı sıra fasyamızı da açarız. Evet açarız çünkü hareket etmediğimiz her an fasya dokumuz yapışır. Bu yapışmalara ‘fuzz’ denir. Kasın az kullanımı aşırı kullanımı veya yaralanmalar bağ dokusuna esnekliğini kaybettirir. Sabah uyandığımızda bedenimizde hissettiğimiz esneme isteği, esnediğimizdeki rahatlık hissi fuzz’ı açıyor olmamızdan kaynaklanır. Hareketsiz kaldığımız anlarda yapışma eğiliminde olan bağ dokumuz uzun süreli yapışmalarda ağrılara ve hareket kısıtlanmasına sebep olur. Her gün düzenli yoga pratiği yapmak fuzz oluşumunu en aza indirirken sağlıklı bir bağ dokusuna dolayısıyla iyi hissetmemize yardımcı olabilir. Derimizin hemen altında bulunan fasya dokumuzun içerisindeki meridyenler bulunur. Bu meridyenler damarlar gibi düşünülebilir. Bu damarların içinde bezelye taneleri gibi yan yana dizilmiş hyalüronik asit molekülleri bulunur. Biz her yoga yaptığımızda, fasyamızı açtığımızda aslında meridyenlerimizden hyalüronik asit molekülleri salgılanır. Ve bütün sistemimizde o yaşam enerjisi, çi dolaşmaya başlar. Bu salgılanma iyidir ve sağlığımıza olumlu etkileri vardır. Yaşlılık karşıtı kozmetik ürünlerinin içerisinde hyalüronik asit bulunması tesadüf değildir. Kendi bedenimiz içerisinde yer alan bu moleküllerinden yoga pratikleri sayesinde faydalanabilir, cildimize gençliği, yaşam enerjisini, tazeliği dışarıdan takviye almadan ve fiziksel hareket ile sağlayabiliriz.
YOGA EĞİTMENLERİNE GÖRE YOGA NEDEN İYİ HİSSETTİRİYOR?
Zozan Güneş: Yoga, bedenimi ve bedenim aracılığıyla ruhumu ve yaşamı dinlediğim beni iyi hissettiren sürprizlerle dolu bir yolculuk. Yoga beden-zihin-ruh bütünlüğünü sağlayan bir pratiktir. Yoga pratikleriyle beraber bağ kurmayı araştırıyoruz. Bedeninle, nefeslerinle ve ruhunla kurduğun bağı en iyi şekilde gözlemleme olanağı sunuyor. Bunları bilinçli bir farkındalıkla gözlemlemeye başladığın takdirde hayatı da kavrayış biçimin dönüşüyor. Hayat ile ilgili daha organik bir bağ kurmanı sağlarken aynı zamanda bedenle vakit geçirdikçe, onu dinlemeyi öğrendikçe hayatı kavrayış biçimlerimiz de o yönlü dönüşüyor. Yoga yaparken zihnimin sessizleştiğini, içimde keşfettiğim canlılığa temas edebildiğim, bedenimde sıkışmış zihinsel ve duygusal enerjileri hareket ve nefes ile dönüştürmeyi öğrendiğim günden beri yoga benim için adeta bir pusula. Sadece iyi hissetmek için de yoga yapılabilir fakat iyi hissetmediğin zamanlarda da yoga bedeninle, zihninle ve nefeslerinle bağ kurmayı araştırdığı için seni iyi olma haline kendiliğinden götürüyor.
Melisa Demirci: Yogayla hayatımın pek de yolunda gitmediği bir dönemde, tam da ihtiyacım olduğu zamanda tanıştım. Çoğu insan gibi meditasyon oturuşunda “om” sesi çıkartarak oturmak veya ‘şekilli hareketler’ yapmak sandığım yoganın aslında bilinenin çok daha ötesinde olduğunu keşfetmeye başladığımda sanki yeni bir yer keşfetmişim gibi o büyülüyü dünyaya adımlarımı atmaya başladım. Başlangıçta yoga pratikleri ve yoga asanaları (pozlar) üzerinde yoğunlaştım. Ve süreç odaklı değil sonuç odaklı çalıştım. Zaman geçtikçe nefes çalışmaları ve meditasyon pratiklerini üzerine ekledim. İçinde bulunduğum hal ve yol o kadar güzeldi ki bununla kalmayıp yoga ile ilgili kitaplar almaya ve ufak tefek eğitimlere katılmaya başladım ve öğrendiklerim yogaya bakış açımı yeniden, yeniden şekillendirdi. Aslında sonuca değil sürece odaklanmalıydım. Ve süreçte “kalmalıydım.”
Yoga aslında farkındalıkla “anda” kalma hali. Farkındalık kelimesi o kadar temel yapı taşı ki, aslında tüm bu yolculuğun ve iyi hissetme halinin özeti niteliğinde. İlk günden beri yoga videolarında sürekli duyduğum “nefeste kal”, “dikkatini bedeninde ve nefesinde yoğunlaştır” cümlelerine anlam veremesem de bunun zamanla dikkati bilinçli olarak kendine yöneltme hali olduğunu fark ettim ve daha sonradan da buna “mindfullnes” denildiğini öğrendim. Mindfulness ve yoga pratiğimi birleştirdiğimde ise “Yoga neden bana kendimi iyi hissettiriyor?” sorusuna cevaplar buldum. Mindfulness dikkati tarafsız ve nazik bir şekilde yöneltme becerisi. Nefesimiz, vücudumuz, hislerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz ve günlük hayat içindeki davranışlarımızın farkında olmak ve bunları yargılamadan nazik bir şekilde gözlemleyebilmek demek. Ve bu mindfulness hali içindeyken kendini çok daha iyi gözlemleyebilmek; matın üzerindeki halini, tavrını, duygularını tanımlayabilmek ve bunların hayatındaki diğer hallerdeki tepkilerine, duygularına, tavrına ne kadar benzediğini fark edebilmek…
Bir şeyi nasıl yapıyorsan, her şeyi öyle yapıyorsun demektir. Herhangi bir konu üzerindeki pratiğin, diğer her şeydeki pratiğini yansıtır. Matın üzerindeki mücadelen matın dışındaki mücadeleni yansıtır.
Zor bir poz denerken kazandığın cesaret, zor bir duyguyla ilgilenme cesareti kazandırır. Pozdaki yoğun hisle kalabildikçe, hayatın kaçınılmaz gerginliklerine tahammülün artar. Beden akmaya başladıkça, zihin de akmaya başlar. Sıkışık bir twistte nefes almayı öğrendikçe, sıkışık bir metrobüste nefes almayı öğrenirsin. Zorlandığın zaman kendine gösterdiğin şefkat, zor bir kişiye gösterdiğin şefkate dönüşür. Bedensel hassasiyet, ilişkilerine hassasiyet kazandırır. Matın üzerinde gösterdiğin özen, iş yerinde göstereceğim özene dönüşür. Aynı zamanda iş yerinde gösterdiğin özen de matın üzerinde gösterdiğin özene yansır. Yani pratik matın üzerinde bitmez, hayatın içinde de devam eder.
Nasıl oturduğun, nasıl kalktığın,
Nasıl konuştuğun, nasıl dinlediğin,
Neler yediğin, nasıl yediğin,
Bedenine, ruhuna ve zihnine nasıl baktığın,
Kendine ve sevdiklerine gösterdiğin tavrın ve sevmediklerine karşı da gösterdiğin tavrın,
Reddedildiğinde verdiğin tepkin,
Mutluyken yaptıkların,
Mutlu olmadığında yaptıkların,
Boş vakitlerinde yaptıkların…
Ve yaptıklarında nasıl bir mevcudiyet, farkındalık, dikkat, özen ve şefkatle yaptığın, hepsi bir pratik. Ve yoganın kendisi sadece hareket etmek değil bu pratiklerin tamamı. Bu da yoga neden iyi hissettiriyor sorusunun kısa bir cevabı.
Yorumlar